Bize Yazmak İçin Tıklayın  
 05.09.2010 22:14:32  
Şeker Bayramı Etkinlikleri...

 

DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------


Ziyaretçi Defteri Oku


34-36 Arası kayıtlar


    ahmet aykul  09.10.2009 19:11:57
 koskoca bi adam olsamda aklım hala sallanan salıncaktadır... Çocukluğumun olmayan oyuncaklarını gördüm, ağlamasamda duygulandım... Benim çocuklumuğum oyuncakları Çaşamba günü kurulan köy pazarındaydı... üzeri poşetle sarılı plastikten yapılmış oyuncak yük kamyonu en çok sevdiklerimdendi, hatırlıyorum, ilkokul 2. sınıftaydım, Çarşamba günleri öğle aralarında pazara gider o arabaya bakardım... Tabiki de o da satıldı, eee bende hayal bitermi, bi başka oyuncak gider bi başka oyuncak gelirdi benim için rüyalarımın köşesine.... Ve merhabalar Sunay Akın, şiirlerinizi büyük bi hayranlıkla okuyorum....

   Tuna Denizer  03.10.2009 18:10:52
 Dikkat Çocuklar, Oyuncakçıya Gidiyoruz Diye Kandırıldım!!! Değerli Sunay Amca Ben Tuna. Henüz üç yaşındayım. Hatta üç yaş olmama iki ay var. Hatırlarsınız dün oyuncak müzenizdeydim. Annem, babaannem ve dedemle birlikte. Resim de çekinmiştik sizinle. Biliyor musunuz Sunay Amca, bence siz önemli birisiniz. Nereden mi biliyorum Babaannemden. Ben müzeyi gezdikten sonra atölye kısmında, bir ablanın yardımıyla “tahta aslan”ımı boyarken birden babaannem geldi, heyacanlıydı, dedeme ve anneme “Sunay Akın geldi, Tuna’nın onunla bir resmini çekelim” dedi. Ben babaannemi bilirim kolay kolay heyacanlanmaz hele de resim çektirme konusunda. Neyse ben yine de boyaların başından kalkmamak için direndim. Hatta direnişim etkili olsun diye biraz da ağlar gibi yaptım. Ama nafile. Bu sefer direnişim hiçbir işe yaramadı. Fotoğrafı çekinmekten başka çarem yoktu, boyalı ellerimle ve yüzümle sizinle aynı karede gülümsedim. Babaannem size teşekkür etti. “Tuna ilerde sizinle resim çektirdiğini arkadaşlarına gururla söyleyecek” dedi. Siz babaanneme, “Esas ben arkadaşlarıma Tunayla resim çektirdiğimi gururla söyleyeceğim.” dediniz. Bu ne manaya geliyor bilmiyorum ama babaannem sözlerinizden çok hoşlandı kendi kendine “Büyük adam, büyük adam” dedi. Büyük adam olduğunuzu aslında ben de anlamıştım. Dedemden uzundunuz mesala. Belki babamdan da. Neyse Sunay Amca resme sonradan baktım da ikimiz de yakışıklıyız vesselam. Bu büyükleri anlamıyorum Sunay Amca, beni müzeye getirdiler en çok kendileri eğlendiler. Oyuncakların önünden ayıramadım onları. Ben uçaklara bakmak istiyorum, babaannem bebeklerin durduğu yerde takılıp kalıyor. Bir ara konuşurken duydum onun da öyle bir bez bebeği varmış. Annem de çok heyacanlıydı. Sık sık yanıma geliyor, “Bak Tuna bundan benim de vardı, bundan da, bundan da...” Onu görmeliydiniz Sunay Amca, oyuncaklarla oynayan bir çocuktu sanki. Gözleri öyle güzel parlıyordu ki. Onu bir an oyuncak savaşı yaptığımız en sevdiğim arkadaşım Süheda’ya benzettim. Ne de olsa ikisi de kız. Acaba annem de küçükken oyuncaklarını vermemek için savaşmış mıdır Gelelim dedeme... Dedemin belki de hiç oyuncağı olmamış. Bunu onun konuşmalarından anladım ama doğrusu buna hiç üzülmedim. Çünkü dedem de çocukken oyuncağı olmadığı için üzgün değildi. Olmamasını o kadar komik anlatıyordu ki ben bile gülüyordum. Babanneme “Ne oyuncağı, sen bebeklerle oynarken ben yaylalarda koyun otlatıp tarlalarda çapa yapıyordum. Sefa ile büyümüşsünüz sefa” diyordu. Fakat Sunay amca birşeye daha hayret ettim. Dedemin hiç oyuncağı olmamasına rağmen oyuncaklar hakkındaki bilgisine. Bana oyuncaklarla ilgili bütün bilgiyi o verdi. Üstelik öyle basit anlatıyordu ki tam benim anlayacağım gibi. Belki de bu onun öğretmen olmasıyla ilgiliydi. Neyse sonuca bakalım. Ben dedemin anlattıklarından çok şey öğrendim. En çok itfaiyeleri sevdim biliyor musun Sunay Amca Onları uzun uzun seyretmek istedim. Sonra arabalar, uçaklar, gemiler... Bebeklerle hiç ilgilenmedim. O kızların işi. Tencereler tavalar da. Anem onlara da dikkatle bakmamı istedi ama dedem beni bu konuda destekledi. “İstemiyorsa bakmasın kızım” dedi. Bence dedem beni desteklemekten çok kendi fikrini söyledi ama işe yaradı, bebeklerle vakit kaybetmekten kurtuldum. Anneme bakarsanız kız erkek oyuncağı diye ayrım doğru değilmiş ama şu an bununla meşgul olamam daha görecek çok şey var müzede... Mesela Trenler. Dizi dizi trenler. Babaannem trenlerle birçok kez seyahat etmiş. Hem öyle kısa seyahatlar da değil. İki üç gün süren uzun seyahatlar. On üç on dört yaşlarında çocukmuş o zamanlar. “Yatılı okul” diye başladı anlatmaya hüzünlü hüzünlü... Okulu çok uzak bir şehirdeymiş. Evlerine tatillerde trenle gelir gidermiş. Bazen trenler çok soğuk olurmuş. Bazen yer bulamazlarmış ayakta seyahat ederlermiş. Falan falan... Bu büyükleri anlamak zor. Her konuyla ilgili anlatacak birşeyleri var. Trenlerin olduğu yerde bir koltuk var Sunay Amca. Dedem, annem, ben, babaannem hepimiz oturduk oraya. Aynı trende gibi, yan yana. Resim de çektirdik. Çok güzel çıkmış... Biliyor musunuz orası çok hoşuma gitti. Keşke bir de oyuncaklara dokunup oynayacağım bir yer olsaydı. Mesela bir oda. Oyuncaklarla dolu bir oda... Yok yok, endişelenmeyin öyle uzun uzun kalmazdım orada, sadece yarım saatcik... Kızılderililerden söz ettim mi Denizaltılardan Bu bölümlerdeki seslerden hafif ürkmedim desem yalan olur. Fakat babaannem, “her hissettiğimi anlayan babaannem” daha ben sesi farketmeden ya elimi tutuyor ya beni kucağına alıyor o bölümleri o şekilde geziyoruz. Eh kucakta olunca biraz heyacan iyi mi oluyor ne Sesli odalardan çıkınca daha bir koşuyorum oyuncakların arasında. Şimdi düşünüyorum da gelmemek için epey mücadele etmiştim. Müze ne bilmiyordum ki. İçinde bir oyuncak geçiyordu ama yine de bilmediğim bir yere gitmekte temkinliydim. Fakat yol boyunca tabelanızı her gördüğümüzde annemlerin heyacanlanmasından “iyi yol”da olduğumuzu anladım. Hele zürafaları gördükten sonra içeri girmek için acele bile ettim. Bahçedeki oyuncaklar ve Nasrettin hocadan sonra “tam yerine gelmişiz” dedim. Neyse gelelim tavanarasına... Size bir sır vereyim mi Sunay Amca. Babaannem buraya bayıldı. “Kesinlikle buradan bir öykü yazacağım” dedi. Tam bir metaformuş onun için. Metafor neyse artık. Onların evinin tavanarasına benziyormuş. Babasıyla zaman zaman tavanarasına çıkıp annesinin oraya koyduğu eski oyuncaklarını ararlarmış tozlu kırık eşyaların arasından. Tıpkı Oğuz Atay’ın “Ben tavanarasınsdayım sevgilim” diye başlayan öyküsündeki gibiymiş orası. Ben “Oğuz Atay”ı da tanımıyorum ama babaannemin gösterdiği saygıya bakarsan o da mutlaka sizin gibi önemli biri. Tavanarasını da gördükten sonra babaannem gidebileceğimizi söyledi. Ben biraz mızmızladım. “Nasıl olur Hiç oyuncak almadan mı gidiyoruz.” dedim. Bir iki oyuncağa uzandım fakat nafile! Her seferinde birşeyle dikkatimi dağıtıp bana oyuncak isteğimi unutturdular. Alacakları olsun, ilk fırsatta yolumuzu bir oyuncakçıya düşürüp kendime alasından birkaç oyuncak aldırmazsam bana da Tuna demesinler... Tuna Denizer

    sibel arkun  21.09.2009 13:19:01
 cocuklugumuz simdıkı cocuklar kadar sanslı gecmedı oyle degıl mı cocugumu buraya getırdıgımde anne bu nasıl bır oyuncak dıye bana soru sordugunda gozlerım dolu oylece gecmısımı hatırlatan o kucuk seylerı izlerken buldum kendımı o kadar dalmısım kı esım 3 defa ısmımı seslenmek zorunda kaldı donup baktıgımda gozumden suzulen yaslara pek anlam verememıstı ve benım o ankı huzunlu halım onu da duygulandırmıs ve benım duygusal karım dıyerek sarılıp aglamasına sebep olmustu cocugumuzu getırmıstık ama kendımızı kaybetmıstık...tum cocuklugum gozumun onunden hanı fılm serıdı derler ya ıste oyle cabucak gecmıstı ne kadar sanslıydık sımdıkı zamanla kıyaslayınca hersey ne kadar ruhsuz ne kadar basıt soruyorum sıze sımdıkı oyuncaklarla cocuklarınız kendılerını buluyorlar mı ne kadar dogallar ben hala o demır kucuk otobuslerın ben de bıraktıgı ızlerı ıcımden atamadım sımdıkı oyuncaklar oylemı ne kadar yapay keske o oyuncakların dılı olsa da benım neler demek ıstedıklerımı sıze anlatabılseler su an bıle bu satırları yazarken tuylerım dıken dıken tesekkurler SUNAY AKIN beni gecmısımle bulusturdugunuz ıcın sızı cok sevıyorum....



1-3    4-6    7-9    10-12    13-15    16-18    19-21    22-24    25-27    28-30    31-33    34-36    37-39    40-42    43-45    46-48    49-51    52-54    55-57    58-60    61-63    64-66    67-69    70-72    73-75    76-78    79-81    82-84    85-87    88-90    91-93    94-96    97-99    100-102    103-105    106-108    109-111    112-114    115-117    118-120    121-123    124-126    127-129    130-132    133-135    136-138    139-141    142-144    145-147    148-150    151-153    154-156    157-159    160-162    163-165    166-168    169-171    172-174    175-177    178-180    181-183    184-186    187-189    190-192    193-195    196-198    199-201    202-204    205-207    208-210    211-213    214-216    217-219    220-222    223-225    226-228    229-231    232-234    235-237    238-240    241-243    244-246    247-249    250-252    253-255    256-258    259-261    262-264    265-267    268-270    271-273    274-276    277-279    280-282    283-285    286-288    289-291    292-294    295-297    298-300    301-303    304-306    307-309    310-312    313-315    316-318    319-321    322-322   
Oyun Arkadaşlarımız






















»» Kullanıcı Adı
»» Şifre

  Beni Hatırla
 
»» Şifremi Unuttum
»» Yeni Üyelik
Destekçilerimiz






 
 Copyright © 2007 istanbuloyuncakmuzesi.com'a aittir. Bu site TCK ve FSEK tarafindan korunmaktadir. Söylesiler izinsiz kullanilamaz. Zoom Ajans
havuz