Bize Yazmak İçin Tıklayın  
 05.09.2010 21:54:49  
Şeker Bayramı Etkinlikleri...

 

DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------
DETAY  
---------------------------


Çocukluk Fotoğraflarınızla Birlikte Anılarınızı Yazın Yayınlayalım !


61-20 Arası kayıtlar


    TUĞBA GÜVEN  17.11.2008 15:39:24
   Seksenli yılların sonuydu. Dokuz yaşıma kadar hiç oyuncak bebeğim olmamıştı kendime ait.Ablalardan kalanlarla yetinmek gerekiyordu.Mutfak dolabının boyumun ölçüsünün yettiği kadar olan kısmından bir-iki öteberi aşırıp evcilik oynayabiliyordum da oyuncak bebeğin yerini tutamıyordu hiçbir eşya! Derken bir rahatsızlık sebebiyle ameliyat olmam gerekti.İlkokul sıralarından ameliyat masasına transfer edildim soğuk bir kış günü Bakırköy’de ki İncirli Hastanesi’ne.Kahvaltıda verdikleri incir reçelinin tadı bir başka gelmişti..Hastanenin isminden dolayı bu reçeli seçtiklerini düşünmüştüm. Ameliyat sonrası gelen ziyaretçiler kolonya getirmemişti sadece. Oyuncak bebek çıkmıştı iki farklı ziyaretçinin gizemli paketinden.Ziyaretçilerden biri halamdı.Anneme sıkıntılar çektirdiğini bildiğim ama ne tür sıkıntılar olduğuna aklımın ermediği,çok konuşan güzel gözlü küçük halam! Bana saçlarının sapsarı olduğu yetmiyormuş gibi bir de lüle lüle olan, masmavi gözlü büyük bir bebek hediye etti. Oyuncak bebek getiren ikinci ziyaretçim çok ama çok sevdiğim dedeciğimdi.Ameliyattan sonra gözümü ilk açtığımda karşıma çıkan ve ben yarı baygın ona bakarken “ben kimim” diye soran ve gülümseyerek “dedem” dediğim de oydu.Onun aldığı bebek lüle saçlı büyük bebekle kıyaslanınca oldukça küçüktü.Üstelik saçları da kısacıktı!Ve sarı bile değil kumraldı. Belki de gördüğüm en kısa saçlı bebekti o! Küçük kutusunun üzerinde ismi yazıyordu “Berrin”.O ismi ilk defa duymuştum ve içinde ki “e” sesini kalın mı ince mi telaffuz etmem gerektiğine senelerce karar verememiştim.Ama en sevdiğim bebeğim olmuştu Berrin seneler sonra bile.. Ameliyat sonrası gelen oyuncak bebekler gibi,mutluluklar da kötü anlardan sonra çıkıyor karşımıza.Hep söylenen o klasik söz gibi,bir kapı kapanıyor ve diğeri açılıyor..Dönem dönem soğuk ameliyat masalarında acılar içerisinde buluveriyoruz kendimizi.Ama gün geliyor ameliyat sonrası gelen ziyaretçiler ellerinde ki oyuncak bebekleri hediye ediyorlar bize.Yüzümüzü gülümsetiyorlar.O ameliyatı olmasaydık, o sevimli,kısa saçlı bebek de olmazdı belki diyoruz. Peki niye büyük, mavi gözlü,sapsarı lüle lüle saçlı bebek yerine,o küçücük kutusunda ismi yazan kısacık saçlı kumral bebek en sevdiğim bebek oluyor hayatımda ? Bu da hayatın sırlarından biri olsa gerek.. 13.10.2008

   Evşen Aşkım Gökdağ  10.01.2009 00:30:42
  1980 yılının yaz ayıydı.Annemiz çalıştığı için evde yalnızdık.Ben 16 kardeşim 15 yaşındaydı.Komşunun kızına ders çalıştırıyordum.Birden "Abla" diye bir sesle irkildim.Bana "abla" demezdi kolay,kolay!Balkondan baktığımda kardeşimin kafasından kanların yüzüne doğru aktığını gördüm.Evimizin yakınında özel hastane vardı hemen oraya götürdüm.Doktor dikiş atılması gerektiğini söyledi,korktum dışarı çıkmak istedim.Kardeşim elimi sımsıkı tuttu"abla beni bırakma" dedi,o gün bırakmadım ama 5 yıl sonra o eli bir daha hiç tutamayarak bırakmak zorunda kaldım.Ben kardeşimi 20 yaşında böbrek yetmezliğinden kaybettim.O gün onu kurtarmıştım ama yıllar sonra gözü gözlerimde ,ona yardım edemedim onu kurtaramadım.Onu çok özlüyorum.Yaşasaydı onunla sizi ziyaret ederdik muhakak!Onun da şimdi 14 yaşında olan onu hiç tanıyamadığı halde çok seven kızımda oyuncak araba koleksiyonu var. Emeğinize, yüreğinize sağlık...

    Cihan Barış BUDAK  17.02.2009 21:53:31
   Hani bir Ethem Kocabaş kitabı varya. Hep Çocuk Kaldık diye. Gerçekten de öyle. Ben şu an 13 yaşındayım. Bazen geriye dönüp baktığımda, benim ne kadar çok oyuncağımın olduğu gelir aklıma. Ve o oyucaklarla o kadar dikkatli oynamışım ki, arasıra 5 yaşındaki kardeşim benden oyuncaklarımı istiyor. Beni ne çevremdekilerin alayları ne de çocuk gibi görmeleri engelleyebiliyor. Özellikle çalışma masamı görmelisiniz. Masamda ben mi çalışıyorum yoksa oyuncaklarım mı çalışıyor belli değil. Madem oyuncaktan ve Sunay Akın'ın sünnetindeki gemiden bir konu açıldı. Ben de buna benzer bir anımı anlatayım. Dedem sünnetimde bana oyuncak bir at almıştı. O atı o kadar çok sevmiştim ki, yanımdan ayırmak istemiyordum. Sünnet sırası geldi, ben atı elimden bırakmıyorum. Neyse tam sünnet edeceklerken, ben "durun" diye bağırdım. Herkes ne olduğuna çok şaşırmıştı. Ve ben o korkudan olayı şöyle bağladım: "BENİM SÜNNET OLMAMA GEREK YOK. SİZ ATIMIN ÜSTÜNDEKİ ŞOVAKYEYİ SÜNNET EDİN. ZATEN BİR SAVAŞTA ÖLECEK. BARİ O BİRAN ÖNCE SÜNNET OLDUN." Bunun üzerine oradakiler çok güldüler. Ama ben içinden geleni söylüyordum. Oyuncağımın düş dünyasına öyle dalmıştım ki, bir an çocukluk hayaliyle şovalyenin biriyle savaşırken her an ölebileceğini ve sünnetsiz olduğunu düşünerek ona acıdım.



Oyun Arkadaşlarımız






















»» Kullanıcı Adı
»» Şifre

  Beni Hatırla
 
»» Şifremi Unuttum
»» Yeni Üyelik
Destekçilerimiz






 
 Copyright © 2007 istanbuloyuncakmuzesi.com'a aittir. Bu site TCK ve FSEK tarafindan korunmaktadir. Söylesiler izinsiz kullanilamaz. Zoom Ajans
havuz